Перевод: со всех языков на турецкий

с турецкого на все языки

servis yapmak

  • 1 обслуживать

    Турецко-русский словарь и русско-турецкий словарь по строительству и архитектуре > обслуживать

  • 2 bedienen

    servis yapmak [-ar] v

    Nederlands-Turks mini woordenboek > bedienen

  • 3 wait at table

    servis yapmak

    English to Turkish dictionary > wait at table

  • 4 wait at table

    servis yapmak, garsonluk yapmak

    English-Turkish dictionary > wait at table

  • 5 wait at table

    servis yapmak, garsonluk yapmak

    English-Turkish dictionary > wait at table

  • 6 dish out

    servis yapmak, yalan atmak, yutturmak, cezalandırmak
    * * *
    dağıt
    * * *
    (to distribute or give to people: He dished out the potatoes.) dağıtmak

    English-Turkish dictionary > dish out

  • 7 dish up

    servis yapmak, önüne koymak, sunmak, kotarmak
    * * *
    tabağa koy

    English-Turkish dictionary > dish up

  • 8 auftragen

    servis yapmak
    sofraya koymak
    sürmek (boya)

    Deutsch-Türkisch Wörterbuch > auftragen

  • 9 serve

    n. servis, servis atışı, servis sırası
    ————————
    v. hizmet etmek, servis yapmak, yerine getirmek, görev yapmak, hizmet vermek, hapis yatmak, yaramak, yararı dokunmak, kulluk etmek, müşteriye bakmak, yetmek, vermek, kötü davranmak, çektirmek, çalışmak, işine yaramak, el vermek, olanak tanımak, servis atışı yapmak
    * * *
    1. hizmet et (v.) 2. servis (n.)
    * * *
    [sə:v] 1. verb
    1) (to work for a person etc eg as a servant: He served his master for forty years.) hizmet etmek
    2) (to distribute food etc or supply goods: She served the soup to the guests; Which shop assistant served you (with these goods)?) servis yapmak, vermek
    3) (to be suitable for a purpose: This upturned bucket will serve as a seat.)...-e/a yaramak, işini görmek
    4) (to perform duties, eg as a member of the armed forces: He served (his country) as a soldier for twenty years; I served on the committee for five years.) askerlik yapmak, asker olmak
    5) (to undergo (a prison sentence): He served (a sentence of) six years for armed robbery.) hapis cezası çekmek, hapiste yatmak
    6) (in tennis and similar games, to start the play by throwing up the ball etc and hitting it: He served the ball into the net; Is it your turn to serve?) servis atmak
    2. noun
    (act of serving (a ball).) servis (atma)
    - serving
    - it serves you right
    - serve an apprenticeship
    - serve out
    - serve up

    English-Turkish dictionary > serve

  • 10 подавать

    несов.; сов. - пода́ть

    пода́ть кому-л. портфе́ль — birine çantasını vermek

    пода́ть кому-л. стул — birine bir iskemle vermek / getirmek

    с су́дна по́дали трап — gemiden iskele verdiler / indirdiler

    2) ( ставить на стол) servis etmek / yapmak; getirmek

    по́дали суп — çorba geldi

    по́данный ему́ суп — önüne getirilen çorba

    ку́шать по́дано — yemek hazır

    3) тк. несов., в соч.

    э́то блю́до подаю́т с со́усом — bu yemek salçalı olarak servis edilir

    пода́ть ни́щему — dilenciye sadaka vermek

    5) (подводить для посадки, погрузки) getirmek

    по́езд подаду́т на другу́ю платфо́рму — tren başka perona gelecek

    маши́на по́дана́ — araba hazır

    6) (заявление, просьбу и т. п.) vermek

    подава́ть заявле́ние — dilekçe vermek

    подава́ть в суд на кого-л. — birini dava etmek, mahkemeye vermek

    7) спорт. servis yapmak / atmak

    подава́ть мяч (в теннисе, волейболе)servis yapmak

    ••

    пода́ть сове́т — öğüt vermek

    пода́ть го́лос — ( откликнуться) ses vermek; (проголосовать за кого-л.) birine oy vermek

    подава́ть знак — işaret etmek

    пода́ть знак руко́й — eliyle bir işaret vermek

    пода́ть ру́ку кому-л( для рукопожатия) elini uzatmak; ( для помощи) el vermek

    пода́ть друг дру́гу ру́ку — el sıkışmak

    подава́ть кома́нду — komut / kumanda vermek

    пода́й наза́д! — al geri!

    Русско-турецкий словарь > подавать

  • 11 wait

    interj. bekleyin
    ————————
    n. bekleme, bekleyiş, pusu
    ————————
    v. beklemek, kalmak, bekletmek, servis yapmak, garsonluk yapmak
    * * *
    bekle
    * * *
    [weit] 1. verb
    1) ((with for) to remain or stay (in the same place or without doing anything): Wait (for) two minutes (here) while I go inside; I'm waiting for John (to arrive).) beklemek
    2) ((with for) to expect: I was just waiting for that pile of dishes to fall!) beklemek, sanmak
    3) ((with on) to serve dishes, drinks etc (at table): This servant will wait on your guests; He waits at table.) servis yapmak, hizmet etmek
    2. noun
    (an act of waiting; a delay: There was a long wait before they could get on the train.) bekleme, bekleyiş, gecikme
    - waiting-list
    - waiting-room

    English-Turkish dictionary > wait

  • 12 serve

    -e hizmet etmek, hizmet vermek; hizmetinde olmak, çalismak; bir yerde çalismak, bir is yapmak; gereksinimini karsilamak, yetmek, yeterli olmak, isini görmek, isine yaramak; (yemek) vermek, servis yapmak, istedigi seyleri vermek, bakmak, servis yapmak; hap

    English to Turkish dictionary > serve

  • 13 serve up

    v. servis yapmak, sofraya koymak, sayıp dökmek, sunmak
    * * *
    (to start serving (a meal).) servis yapmak

    English-Turkish dictionary > serve up

  • 14 dish

    n. tabak; yemek; tercih; güzel kız; piliç
    ————————
    v. servis yapmak; sunmak; kandırmak, mahvetmek; işini bozmak; atlatmak; ortasını çukurlaştırmak
    * * *
    1. çukur yansıtıcı 2. servis yap (v.) 3. tabak (n.)
    * * *
    [diʃ]
    1) (a plate, bowl etc in which food is brought to the table: a large shallow dish.) tabak
    2) (food mixed and prepared for the table: She served us an interesting dish containing chicken and almonds.) yemek
    - dish-washing
    - dishwater
    - dish out

    English-Turkish dictionary > dish

  • 15 bedienen

    bedienen*
    I vi, vt
    1) hizmet etmek, servis yapmak;
    hier wird man gut bedient burada servis iyi;
    ich bin bedient! ( fam) pes artık!
    2) ( beim Kartenspiel) aynı renk kâğıt oynamak
    3) tech ( Apparate, Maschinen) işletmek, çalıştırmak
    II vr
    sich \bedienen
    1) ( beim Essen) (seçip) almak;
    bitte \bedienen Sie sich! lütfen, buyurun alın!
    2) ( benutzen) kullanmak;
    sich einer Sache \bedienen bir şeyi kullanmak

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > bedienen

  • 16 servieren

    servieren* [zɛr'vi:rən]
    vt, vi
    1) servis yapmak
    2) sport servis atmak; ( Fußball) pas vermek

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > servieren

  • 17 обслуживать

    несов.; сов. - обслужи́ть
    1) hizmet etmek; servis yapmak

    кто обслу́живает э́тот сто́лик? — bu masaya kim bakıyor?

    2) bakmak; yönetmek

    обслу́живать одновреме́нно не́сколько станко́в — aynı zamanda birkaç tezgahı yönetmek

    Русско-турецкий словарь > обслуживать

  • 18 help smb. to smth

    v. ikram etmek, sunmak, servis yapmak

    English-Turkish dictionary > help smb. to smth

  • 19 serve at table

    v. masaya servis yapmak

    English-Turkish dictionary > serve at table

  • 20 wait on

    hizmet etmek, servis yapmak, bakmak, ziyaret etmek, eşlik etmek, refakât etmek

    English-Turkish dictionary > wait on

См. также в других словарях:

  • servis yapmak — sofrada hizmet etmek ve yemeği dağıtmak Özel olarak iki aşçıyla iki de ayrıca servis yapacak garson çağrıldı. Ç. Altan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • servis — is., Fr. service 1) Sofrada hizmet etmekle görevli kimsenin yaptığı iş ve bu işin yapılma biçimi, sofra hizmeti 2) Yemekte gerekli olan tabak, çatal, bıçak, kaşık, peçete vb. şeylerin tümü 3) Bir yönetimde, bir kurum veya kuruluşta, bütünün bir… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • servis atmak — sp. voleybol, masa tenisi vb. oyunlarda oyuna başlama vuruşunu yapmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • servise çıkmak — 1) ulaşım aracı ile öğrencileri, çalışanları gidecekleri yere taşımak 2) servis yetkilisi onarım yapmak üzere çağrılan yere gitmek 3) doktor hastaları durumlarını gözlemlemek üzere ziyaret etmek 4) bir iş yerinde çay, kahve dağıtımı gibi… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • istasyon — is., Fr. station 1) Tren, metro durağı Hep birlikte ilk istasyonda inerek karakola gitmişlerdi. Ç. Altan 2) Araştırma kuruluşu Meteoroloji istasyonu. Tohum ıslah istasyonu. 3) Satış, bakım, aşı vb. işler yapılan kuruluş veya yer Trafik muayene… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kapı — is. 1) Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı 2) Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat Evlerin kapılarında kocaman yeşil bronz tokmaklar vardı. S. F. Abasıyanık 3) Tavla oyununda iki pul üst üste… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • takım — is. 1) Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman 2) Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk Memur takımından olduğumuzdan böyle evlerde oturamazdık, daha doğrusu alışkın… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»